Bilindiği üzere son bir aydır Facebook birçok güncelleme yaptı. Bunlardan biri de sayfa beğenilerindeki ölçüm metodu. Bu metodun kullanılmasıyla birlikte 12 Mart'ta sayfalardaki beğenilerin düşebileceğini belirtti Facebook.
Facebook üzerinde aktif olmayan ve fake yani sahte hesapların olduğu bilinmekte. Bu üyelerin Facebook beğenilerinden kaldırılacağı açıklandı.
Reklam Yoksa Sayfan da Yok
Facebook'ta sayfaların ölüm fermanı verilmiştir...
Anlaşıldığı üzere facebook ticari kazanç kaygısından ötürü sayfaların gönderi erişilebilirliğini yüzde yetmiş azalttı.
Bu politika , yeni açılan veya küçük sayfa sahiplerinin heveslerinin ilk seferde kırılması demek.Eski ve büyük sayfaların ise çok daha yavaş büyümesi anlamına geliyor.
Aynı zamanda anasayfada daha az sayfa paylaşımı göreceğiz bu sayede. Bireyselliği öne çıkaran bu hamle, biz sayfa sahiplerinde alternatif çözümler oluşturmak zorunda.
YouTube’a Dakikada 72 Saatlik Video Yükleniyor
7 yıl önce Chad Hurley, Steve Chen ve Jawed Karim tarafından kurulan YouTube her yıl içeriğini geliştiriyor.
2007 yılında siteye dakikada 6 saatlik video yüklemek müthiş bir başarı sayılırken şimdilerde bu sayı dakikada 72 saate çıktı.
YouTube'un 6'ıncı yaş gününde dakikada 48 saatlik video yüklendiği duyurulmuştu.Aradan 1 yıl gibi kısa bir süre geçmesine rağmen tam %50 içeriği artmış durumda.
Hızla içeriği zenginleşen YouTube daha büyük başarılara imza atacağı kesin gözüyle bakılıyor.
Twitter'da 55.000 Hesap Hacklendi
AirDemon.net'in haberine göre, Anonymous'a bağlı bir grup hacker 55.000 kişiye ait Twitter hesaplarını hackledi.Bugüne dek görülen en büyük şifre hırsızlıklarından biri.Twitter çalınan bu hesapları kapatmış olsa da bu hackleme daha büyük bir alana yayıldığı açık.
Anonymous hacklediği hesap bilgilerini diğer hack olaylarında yaptığı gibi bu olayda da PasteBin üzerinden yayınladı.Ancak kısa bir süre içerisinde BTK tarafından bu site erişime engellendi.
SİBER SAVAŞ
![]() |
| SİBER SAVAŞ |
Silahla
savaşma dönemi kapanacak, artık siber savaşlar başlayacak. Dünyada savaşlar
eski usulle (top-tüfek) yapılmaya devam ederken, bilim kurgu filmlerinde
seyrettiğimiz sanal savaş ve saldırıların yavaş yavaş zamanının geldiği
gözlemlenmektedir. Öncelikle siber saldırının tanımını öğrenelim.
Siber
Saldırı Nedir?
Mermi atan silahlar yerine, yüksek performanslı bilgisayarlar kullanılıp
hedefin bilgisayar sistemlerine saldırarak gerçekleştirilen eylemlerdir.
DOS/DDoS en basit ve en etkili saldırı şeklidir:
-Yüzbinlerce sistem kullanılarak gerçekleştirilir.
-Genellikle sahte IP adresleri kullanılır
-BotNet’ler kullanılır
-Saldırgan kendini gizler
-Engellenmesi zordur
Ancak gelen yoğun saldırıyı
erkenden fark ederek trafiğin akışını diğer sitelerinize yönlendirme yaparak
saldırının gücünü dağıtabilirsiniz. Ama saldırı çok kuvvetli olursa geçmiş
olsun demek zorunda kalırız.
DDos saldırı şeklini bende
devamlı kullanıyorum. Dünyadan milyonlarca IP adreslerini toplayıp hepsini
sadece bir siteye yönlendirerek saldırınızı çok etkili hale getirebilirsiniz.
Sosyal medya uzmanı olarak bir
konuyu açıklamak isterim. Ele geçirilen Facebook sayfası ne olursa olsun geri
alınamaz. Sadece bilişim suçlarına başvurarak kapanmasını sağlayabilirsiniz.Büyük
markaların sayfalarının çalınması durumunda, Facebook yönetimiyle
irtibata geçip sayfalarını geri alabilirler. Bu konuda birçok ayrıntı
olduğundan kısa geçiyorum.
Siber
saldırılar
Siber savaşların ülkeler arasında ilk duyulması, Estonya devlet dairelerinin
sitelerine saldırılmasıyla duyuldu. İki hafta boyunca devlet dairelerinin
sitelerine kimse giremedi. Estonya saldırıyla ilgili Rusya’yı suçlamıştı. Bu
olayla birlikte dünyada siber oluşumlar anlaşılmaya ve savunma için gerekli
olduğu düşünülmeye başlandı.
İran’da nükleer tesise sadece 100 dolarlık bir virüs(solucan) ile saldırı
yapılarak bazı bilgisayarların kitlenmesi sağlandı. İran ve ABD arasında
devamlı siber savaş olduğu herkes tarafından bilinmektedir.
Siber savaşların en etkili olduğu birkaç ülkeyi sıralarsak: Türkiye, İran, ABD,
İsrail, Rusya, Kuzey Kore ve Çin. Siber ordular kurulmaya başlandı. Siber ordu
kuran ilk ülkeler ise İran, Kuzey Kore ve ABD oldu. Hatta ABD, kendilerine
siber saldırı olması anında hemen askeri saldırı yapacaklarını belirtmişti.
Gelelim
ülkemizin durumuna…
Dünyanın en iyi hackerlarına sahip ülkeler Türkiye ve Rusya’dır. Dünyanın en
iyi hackerlar sıralamasında da en tepede Türk hacker olduğu bilinmekte ancak
ismi (takma ad kullanılıyor) belirtilmediği gibi sıralamada çeşitli
değişiklikler de olabiliyor. Türkiye’de hackerlar tek başlarına hareket
etmiyorlar. Hacker grupları oluşturularak mücadelelerine devam ediyorlar.
Türkiye’nin hatta dünyanın en iyi hacker grubu Ayyıldız Tim olduğunu
düşünmekteyim. Çünkü Mavi Marmara olayında Mossad’ın ve İsrail’in devlet
kurumlarının sitelerini, Pentagon’un sitelerini hackleyerek kendilerini dünyaya
kanıtladılar ve ünlerini arttırdılar. BM (Mavi Marmara olayında), Danimarka
(karikatür krizinde), Fransa (Ermeni soykırımı yasa tasarısında) ve daha birçok
uluslar arası örgütlerin ve kurumların sitelerini hackleyerek beyaz şapka taraftarı
olduklarını belli ettiler.
Dünyada hacklerlar arasında iki ayrım yapılır. Beyaz Şapkalılar iyi hackerları
temsil eder. Siyah Şapkalılar ise kötü hackerları temsil eder.
Ayyıldız Tim her açıklamasında Türkiye devlet kurumlarından hiçbir yardım ve
destek almadıklarını, bağımsız bir grup olduklarını çıktıkları her tv
programında belirtiyorlar.
Ayyıldız Tim, dünyaya korku salan Anonymous hacker grubunun Türkiye devlet
kurumlarına saldıracağını öğrendiğinde savunma yapmayıp saldırıya geçerek
birçok bilgisayarlarını çökertti ve en sonunda serveri çalışmayacak hale
getirdiler. Bu Anonymous’a indirilmiş en büyük darbe olmuştu.
Ayyıldız Tim hacker grubu üyelerinin kimlikleri bilinmemektedir. Yurtdışında yaşayan
Türkler tarafından kurulan bu grup, kendilerini vatansever olarak
adlandırmaktadır. Ayyıldız Tim üyelerinden Barbaros “Dünya Hackerlar Birliği”
başkanıdır. Ayyıldız Tim’in lideri Cedkan Bir Yafes’dir. Türkiye’de sadece bir
sözcüsü var ve tüm tv programlarına kendisi katılıyor. Hatta Ayyıldız Tim
kitabının yazarı da olan M.İ.TELLİ tarafından sözcülük görevi yapılmaktadır.
Siber saldırı ile bilgisayarlı arabalar, helikopterler gibi birçok aracı
kontrol edebiliyorsunuz. Helikopterin dışarıdan siber saldırı ile kontrol
edilmesi konusunda Muhsin Yazıcıoğlu’nu uyardığını belirtmişti sayın M.İ.TELLİ.
Ayyıldız
Tim’in düşmanı diyebileceğimiz bir yapılanma ise İnci Sözlük’tür .
M.İ.TELLİ : Anonymous’a en büyük destek Türkiye’de tanınan kendi içimizden
İnci Sözlük grubudur. M.İ.TELLİ’ye göre bu sözlük 16-17 yaşlarındaki gençleri
kullanıyor.
İnci Sözlük bilindiği gibi ses getiren birçok iş yaptı. Facebook’u belli bir
süreliğine kapattılar. Sonrasında Facebook’ta bazı terimlerinin adlarını
değiştirerek küfürler yazdılar. Bu sözlük genellikle hayatla dalga geçen bir
gruptur. İnci sözlüğün kurucusu ve yöneticisi Serkan İnci olup birçok üyeye
sahip bir yapılanmadır. İnci Sözlük kapandıktan sonra İnci Sözlük yazarları boş
durmayıp çeşitli adlarla bu sözlüğü yaşatmaya çalıştılar. Bu isimlerden en çok
öne çıkan ise Caps grubudur. Ancak İnci Sözlük yöneticileri hiçbir grubu veya
yapılanmayı kabul etmediklerini belirtmesine rağmen bu gruplar devam etmekte.
Ancak diğer taraftan İnci Sözlük ve kabul etmediği Caps grubu, Ayyıldız Tim ile
savaşlarına devam etmekte kararlı gözüküyorlar.
Ülkemizde bu hacker grupları siber savaşlarda çok önemli rol oynuyor. Devlet
hiçbir Türk siber orduyu kabul etmediklerini devamlı dile getiriyor. Binali
Yıldırım’ın son açıklamasından sadece kendi kurumları içerisinde bir siber
savunma teşkilatı kurulacağını anlıyoruz. Umarız dünya bu konuda uzmanlaşırken
bizler de geri kalmayıp devlet dairelerinin sistemini koruyacak siber ordu
oluştururuz.
Ramazan
Ağbaba
TÜRKİYE – SURİYE İLİŞKİLERİ
Birinci
Dünya Savaşı'ndan sonra Suriye 1946 yılına kadar Fransa'nın yönetiminde kaldı.
Bu dönemde Türkiye ile Suriye arasındaki en önemli sorun Hatay sorunu
oldu.1921'de imzalanan Ankara Antlaşması’na göre Hatay, Suriye sınırları içinde
kalmış ancak Hatay'a özel bir statü tanımıştı. Suriye'nin 1936 yılında bağımsız
olması kararlaştırılan Hatay'ın statüsü konusunda Türkiye ile Fransa arasında
anlaşmazlık çıktı. Hatay önce 2 Eylül 1938'de bağımsız bir Cumhuriyet oldu sonra
23 Haziran 1939'da Türkiye ile Fransa
arasında yapılan bir anlaşma ile Hatay'ın Türkiye'ye katılması kabul edildi.
Hatay Cumhuriyeti, Temmuz 1939'da Türkiye sınırları içine katıldı. Suriye ile
aramızın bozulmasının en önemli olduğu dönem 1930’lu yıllara dayanıyor.1930’lu
yıllarda Hatay’ın alınması için yapılan girişimler doğrultusunda Suriye ile
ilişkiler bozuldu. Sonrasında Hatay’ın Türkiye sınırlarına katılmasıyla
birlikte Suriye Türkiye’ye karşı kin besleyerek tavır almaya başladı. 1946
yılında bağımsızlığını kazanan Suriye ilk olarak Hatay konusunda Hatay’ın
Suriye’nin toprağı olduğunu iddia etmiş ve bu konuda hem kendi ülkesinde hem de
Arap dünyasında propagandalar yapmıştır.
Bir başka husumetimiz ise
Fırat Nehri meselesidir. Fırat Nehri, Suriye için büyük bir su kaynağıdır. Bu
kaynağı da yitirmek istemediğinden çeşitli hilelerle Fırat Nehri’ni kendisine
çekmeye çalışmıştır. Ancak Türkiye karşı atakla GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi)
ile Fırat Nehri’ni daha verimli şekilde kullanmıştır. Burada da Suriye Türkiye’yi
suçlamış ve birçok Arap ülkesini Türkiye’ye karşı kışkırtmıştır.
Türkiye ile Suriye arasında yaşanan bir başka sorun
ise bölücü terör örgütü olan PKK’ya Suriye’nin desteği. Güneydoğu Anadolu
Projesini (GAP) engellemek için Türkiye’ye karşı olan terörist örgütlere destek
veren Suriye, PKK Terör Örgütü’ne 1998 yılına kadar yardım etmiştir.1990’lı
yıllarda Suriye sayıları 40 bin olan PKK üyelerini eğitip ve her türlü desteği
vermekten kaçınmamıştır. Hatta 1998 yılında Suriye ile Türkiye savaşın eşiğine
gelmiştir. Mısır’ın arabuluculuğu ve diğer Arap ülkelerinin desteğiyle
imzalanan Adana Mutabakatı sonrası Suriye, PKK’ya olan desteğini kesmiş ve
PKK’nın elebaşısı Abdullah Öcalan’ı sınır dışı etmiştir. Adana
Mutabakatından sonra ilişkiler yumuşamaya başlamıştır.
Hafız Esad’ın ölümünden sonra cumhurbaşkanlığına
seçilen Beşşar Esad, komşularla ilişkilerde yumuşama siyaseti gütmüş ve Türkiye’de
AKP’nin iş başına gelişinden sonra iki
ülke arasındaki ilişkiler şimidye
kadarki en üst düzeye ulaşmıştır. Hatta ilk defa olarak Türkiye ve Suriye
bakanlar kurulu ortak bir toplantı yapmışlardır.
İlişkiler bu seviye ulaşmışken son sıralarda Türkiye‘de
muhafazakar kesimlerde Suriye rejimi aleyhinde ve muhalifleri lehinde başlatılan geniş çaplı propagandalar Türkiye‘nin
komşularla sıfır problem siyasetiyle çelişkili bir durum arzetmektedir.
Ülkeler arasındaki ilişkiler her ne kadar çıkar esasına dayansa da bir
ülkenin çıkar ilişkilerinin bir iki ay gibi kısa bir sürede değişmesi de devlet
ve diploması geleneğine aykırı bir durumdur.
Suriye rejiminin halkının isteklerine cevap vermesi ve
halkın oyuna başvurması normal bir talep olmakla birlikte Arap ülkelerinde,
özellikle de komşusu Arap ülkelerindeki durum Suriyeden daha iyi olmamasına
karşın Türkiye hükümeti ve muhafazakar medyanın Suriye rejimine bu kadar yüksek dozda saldırmaları
anlaşılır gibi değil.
Acaba perde arkasında başka
plan ve hesaplar mı var?
RAMAZAN AĞBABA
RAMAZAN AĞBABA
ABD VE ORTADOĞU’DAKİ AYAKLANMALAR…
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte enerji kaynakları devletlerin dış siyasetinde önemli bir yapıtaşı görevi görmeye başlamıştır. Devletler uluslararası siyasette enerji kaynaklarını göz önünde bulundurarak hareket ediyorlar.
Enerji kaynakların zamanla tükenmesiyle birlikte devletler yeni enerji kaynakları arayışına girmişlerdir. Arayışlarının sonucunda petrol ve gazı enerji üretiminde kullanmaya başladılar. Gündelik hayatımızda birçok enerjinin üretiminde petrol ve gaz kullanılmaktadır. Dünya nüfusunun hızla artışıyla birlikte bu enerji kaynakları devletlere yetmemeye başladı. Bunun en belirgin yaşandığı ülke de ABD’dir. İkinci dünya savaşında müttefiklerinin petrol ihtiyacını büyük ölçüde karşılayan ABD, artık kendi petrol kaynaklarının tükenmeye başlamasıyla birlikte petrol ihtiyacını ithal ederek temin etmekte olduğunu görmekteyiz. İkinci Dünya savaşının ardından petrol rezervleri giderek azalan ABD, günümüzde ihtiyacının %55’inden fazlasını ithal etmektedir. Bu oranın artışını baz alarak yaptığımız öngörüye göre ABD 2025 yıllarında petrolde tamamen dışarıya bağımlı hale gelecektir. ABD 1997 yılından sonra dış siyasetini tamamen enerji kaynakları üzerine kurmuştur. Özellikle George W. Bush’un 2001’de ABD Başkanı olmasıyla enerji kaynakları arayışı büyük ivme kazanmıştır. Eski başkan Bush’un yardımcısı Dick Cheney’in başkanlığında hazırlanan rapora göre , ABD’nin petrol tüketiminin %70’inin dışarıdan sağlanacağı 2020 senesinde, Körfez bölgesindeki Arapların dünya Petrol ihracatının %54 ila %67’si arasındaki bir oranı tek başlarına sağlayacak olması önemli bir özellikdir. Bu raporu dikkate alarak ABD dış siyasetine yön vermiştir.
ABD, 2001 Ekiminin 7. gününde Afganistan’a girmiştir. Amerika tarafından 11Eylül saldııları gerekçesi ile yapılan bu işgal, ABD ve yandaşlarının deyimiyle George W.Bush'un "terörle mücadele" politikası kapsamında yaptığı bir savaştır. Sonrasında ABD, 2003 senesinde Irak’a girerek işgal etmiştir. Irak’ı işgal etmesindeki amacı ise yine ABD ve yandaşlarının deyimiyle “Irak’a adalet getirecek olmasındandır”. Ne yazık ki bu savaşlarda yüz binlerce kişi hayatını kaybetti. Halihazırda Afganistan’da terör devam ediyor. Irak’a baktığımızda adaletsizlik devam ediyor. Hatta bu sorunlar daha da büyüdü.Yani ABD amacını gerçekleştirdi. Bunlarla birlikte düşündüğümüzde bugünkü ayaklanmaları her ne kadar halk ayaklanması olarak gösterilse de arkasında kimlerin olduğunu bilmekteyiz. Tunus, Mısır ve Yemen şu anda halkın galip geldiği (her ne kadar halk olduğuna inanmasak da ) ayaklanmaların olduğu ülkeler. Libya’da ise aylardır süren bir iç savaş var. Kaddafi yönetimi devrilemedi. ABD öncülüğünde ki NATO kuvvetleri muhaliflere ve halka destek vererek Kaddafi yönetimini devirmeye çalışıyorlar. Buradaki mücadele devam ediyor. Son zamanlarda Suriye’de de yönetim karşıtı eylemler hız kazandı. Bu ayaklanma ne kadar şiddetli geçse de arkasında büyük destek bulan muhalifler buradan da galip çıkacaktır. Bu arada bilinen petrol rezervlerin %65’inin Körfez bölgesinde ki Arap ülkelerinde olduğunu yeniden hatırlatmak isterim…
RAMAZAN AĞBABA
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





