ABD VE ORTADOĞU’DAKİ AYAKLANMALAR…
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte enerji kaynakları devletlerin dış siyasetinde önemli bir yapıtaşı görevi görmeye başlamıştır. Devletler uluslararası siyasette enerji kaynaklarını göz önünde bulundurarak hareket ediyorlar.
Enerji kaynakların zamanla tükenmesiyle birlikte devletler yeni enerji kaynakları arayışına girmişlerdir. Arayışlarının sonucunda petrol ve gazı enerji üretiminde kullanmaya başladılar. Gündelik hayatımızda birçok enerjinin üretiminde petrol ve gaz kullanılmaktadır. Dünya nüfusunun hızla artışıyla birlikte bu enerji kaynakları devletlere yetmemeye başladı. Bunun en belirgin yaşandığı ülke de ABD’dir. İkinci dünya savaşında müttefiklerinin petrol ihtiyacını büyük ölçüde karşılayan ABD, artık kendi petrol kaynaklarının tükenmeye başlamasıyla birlikte petrol ihtiyacını ithal ederek temin etmekte olduğunu görmekteyiz. İkinci Dünya savaşının ardından petrol rezervleri giderek azalan ABD, günümüzde ihtiyacının %55’inden fazlasını ithal etmektedir. Bu oranın artışını baz alarak yaptığımız öngörüye göre ABD 2025 yıllarında petrolde tamamen dışarıya bağımlı hale gelecektir. ABD 1997 yılından sonra dış siyasetini tamamen enerji kaynakları üzerine kurmuştur. Özellikle George W. Bush’un 2001’de ABD Başkanı olmasıyla enerji kaynakları arayışı büyük ivme kazanmıştır. Eski başkan Bush’un yardımcısı Dick Cheney’in başkanlığında hazırlanan rapora göre , ABD’nin petrol tüketiminin %70’inin dışarıdan sağlanacağı 2020 senesinde, Körfez bölgesindeki Arapların dünya Petrol ihracatının %54 ila %67’si arasındaki bir oranı tek başlarına sağlayacak olması önemli bir özellikdir. Bu raporu dikkate alarak ABD dış siyasetine yön vermiştir.
ABD, 2001 Ekiminin 7. gününde Afganistan’a girmiştir. Amerika tarafından 11Eylül saldııları gerekçesi ile yapılan bu işgal, ABD ve yandaşlarının deyimiyle George W.Bush'un "terörle mücadele" politikası kapsamında yaptığı bir savaştır. Sonrasında ABD, 2003 senesinde Irak’a girerek işgal etmiştir. Irak’ı işgal etmesindeki amacı ise yine ABD ve yandaşlarının deyimiyle “Irak’a adalet getirecek olmasındandır”. Ne yazık ki bu savaşlarda yüz binlerce kişi hayatını kaybetti. Halihazırda Afganistan’da terör devam ediyor. Irak’a baktığımızda adaletsizlik devam ediyor. Hatta bu sorunlar daha da büyüdü.Yani ABD amacını gerçekleştirdi. Bunlarla birlikte düşündüğümüzde bugünkü ayaklanmaları her ne kadar halk ayaklanması olarak gösterilse de arkasında kimlerin olduğunu bilmekteyiz. Tunus, Mısır ve Yemen şu anda halkın galip geldiği (her ne kadar halk olduğuna inanmasak da ) ayaklanmaların olduğu ülkeler. Libya’da ise aylardır süren bir iç savaş var. Kaddafi yönetimi devrilemedi. ABD öncülüğünde ki NATO kuvvetleri muhaliflere ve halka destek vererek Kaddafi yönetimini devirmeye çalışıyorlar. Buradaki mücadele devam ediyor. Son zamanlarda Suriye’de de yönetim karşıtı eylemler hız kazandı. Bu ayaklanma ne kadar şiddetli geçse de arkasında büyük destek bulan muhalifler buradan da galip çıkacaktır. Bu arada bilinen petrol rezervlerin %65’inin Körfez bölgesinde ki Arap ülkelerinde olduğunu yeniden hatırlatmak isterim…
RAMAZAN AĞBABA
